Varoluş nedenimiz

VAROLUŞ NEDENİMİZ

Tüm dünyada kadınlarda en sık görülen kanser türü meme kanseridir ve kadınların en önemli sağlık sorunlarından birini oluşturmaktadır.

 

Hastalığın görülme sıklığının dramatik bir şekilde artıyor olması sorunun diğer yüzünü göstermektedir. Yapılan çalışmalarda, meme kanserinde son 50 yıl içinde her yıl 1.2 oranında artış olduğu saptanmıştır. 40-45 yaşları arasındaki kadınlar arasında en yüksek ölüm oranını meme kanseri oluşturmaktadır. Meme kanserindeki bu artış tüm gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde gözlenmektedir. Her yıl yaklaşık bir milyon Avrupalı, yani her 4 Avrupalıdan 1’i kanserden ölmektedir.

 

Günümüzde henüz meme kanserinin gelişmesini önleyen bir yöntem bulunamamıştır. Teknolojinin gelişmesine bağlı olarak meme kanserinin tedavisinde başarı oranları önemli ölçüde artmıştır. Ancak, tedavi maliyeti oldukça yüksek rakamlara ulaşabilmekte ve hastalığın belirli bir safhadan sonra tedavi edilmesi mümkün olamamaktadır. Sorunun üreme sağlığı açısından farklı bir boyutu, meme kanserinin, aynı zamanda kadınlık kimliğini tehdit etmesidir. Erken teşhis olanaklarından faydalanamayan kadınlarda, cerrahi tedavi çoğu kez memenin alınması ile sonuçlanmaktadır. Bu girişim kadının hayatını önemli ölçüde olumsuz olarak etkilemekte ve ailenin düzeninin bozulmasına yol açmaktadır. Bütün bu olumsuzluklara karşın en etkili erken teşhis yöntemi olan mamografi yoluyla meme kanserini tam olarak tedavi etmek mümkün olmaktadır.

 

Avrupa Konseyi kararı ile 1988’den itibaren yürütülmekte olan “Kansere karşı Avrupa” (EAC) programlarının tümünde ikincil korunma, yani belirli kanser türleri için, etkili olduğu yargısına varılmış girişimlerle hastalığa tutulma riski olan nüfusun taranması ve kanserin erken dönemde yakalanması sonucunda mortalitenin azaltılmasını hedefleyen taramalar vardır. EAC programının başlangıcından beri, klinik denemeler meme kanserinde özgün tarama yöntemlerinin etkili olduğunu göstermektedir.

 

Her yıl meme kanseri tanısı konan yaklaşık 220,000 Avrupalı kadından 75,000’i hayatını kaybetmektedir. Yapılan tahminler, Avrupa Birliğindeki tüm kadınların doğru tarama uygulamalarına ulaşabilmesi durumunda yaklaşık 25,000 kadının hayatının kurtarılabileceğini göstermektedir. İsveç ve Finlandiya’da yürütülen meme kanseri için yüksek kaliteli mamografi taraması uygulaması, meme kanserine özgü mortaliteyi üçte bir oranında azaltmıştır. Buna dayanarak, kadınların taramaya katılmalarının İsveç’teki kadar yüksek, yani % 90’ın üzerinde olması koşuluyla, tüm Üye Devletlerde böylesi yüksek kaliteli bir mamografi taraması uygulanabildiği takdirde, meme kanserine yakalanan 25,000 kadının hayatı kurtarılabilecektir.

Kanserden Korunma Danışma Komitesi, EAC kapsamında elde edilen bilgileri gözden geçirerek 1999 yılında, “Kanser Taraması için Tavsiyeler”i kabul etmiştir. Meme kanserine yönelik genel iyi uygulama ilkeleri oluşturulmuş ve 50-69 yaşları arasındaki kadınlarda mamografi taramasının meme kanserinin erken tanısında en doğru uygulama yaklaşımı olduğu sonucuna varılmıştır.

 

Türkiye’de, önemli bir halk sağlığı sorunu olan meme kanseri, %24’lük oranla kadınlarda en sık rastlanan 10 kanser türü arasında ilk sıradadır. Son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de meme kanseri görülme yaşının oldukça genç yaşlara kayması, sorunun önemini daha da artırmaktadır. Ülkemizde, mevcut merkezlerde yürütülen tarama çalışmaları gerek araç gereç ve malzeme, gerekse insan gücü ve eğitim yönünden yetersiz kalmakta ve olması gereken kaliteyi en üst düzeyde gerçekleştirecek altyapı maalesef sağlanamamıştır.

 

Yapılan taramaların etkili olması, yani “meme kanseri mortalitesinin yüzde otuz düşürülmesi” şeklindeki amaca ulaşılabilmesi için, hedef nüfusun yüzde yetmişten fazlasının taramaya katılmış olması gerektiği göz önüne alınmasına rağmen destek uygulamalara etkin bir şekilde yer verilemediğinden ve hedef kitlede gerekli bilinç ve bilgi sağlanamadığından söz konusu çalışmalar yetersiz kalmaktadır. Konunun önemini irdelemek ve toplumda bir bilinç yaratmak üzere medya ve iletişim araçları etkin kullanılmamakta ve hedef kitle doğru yönlendirilememektedir. Şimdiye kadar yapılan çalışmalara bağlı olarak Türkiye’de meme kanseri ile ilgili somut veriler toplanamamış ve istatistik çalışmalar yapılamamıştır.

 

Bilinçlenme ve erken teşhisi ile hastalığın kesin tedavisi mümkün; bu nedenle erken teşhis en önemli silahımız..